Eylül 17, 2021

Mersin'in Gazetesi

3 Ocak Mersin

Kenan Kutay

4 min read

Kilometre Taşları

Akdeniz’in incisi MERSİN

MERSİN en eski ismi ile “Kızzuvatna” ismi Hitit devrinde Kue, klasik devirde “Kilikya” oldu. Gözlükule Höyüğü ile Yumuktepe’de ki izler Mersin’in Cilali Taş Devri ve Bakır Çağı kazı araştırmaları tarihi dokusuna yanıt verir. . 6. Yüzyılda yörenin yazılı kaynaklarına göre; Hurri, Luvi, Arzva, Kuzzuvatna krallıklarının yaşadıkları söylenir. O yılların Mersin’i Hitit, Asur ve Bâbil döneminde egemen olur.ASUR Kralı III. Selomossa’nın MÖ. 528’de Persler eline geçirir. MÖ. 527’de ise Yunanlar, MÖ. 334’te Makendonlar Mersin’e hakimdir. İlde inanç  Müslüman ve Hristiyan din alemini öne çıkartır. Mersin’in mevcut kabristanında her iki dine mensup kabirler yer alır. (Asri mezarlık denilmesinin nedeni her dindeninsanın kabrini burada olması) Zengin tarih içeren Mersin; Tarsus’tan Anamur’a kadar uzanan coğrafya tarih kokar. Tarsus Ashab-ı Kehf ve Kleopatra Kapısı, Azize Aya Tekla, Erdemli Kız Kalesi, Yumuktepe Höyüğü, Uzuncaburç, Cennet Cehennem mağaraları ve diğerleri turizm yönünden Mersin’in zenginlik kaynaklarıdır. Mersin Limanı ise deniz ulaşımında Türkiye’nin ithalat, ihracat merkezidir. Yalnız şu var ki; Mersin turizm açısından daha geniş bir yelpazeye sahip olmalı. Çünkü turizmde Antalya kadar vitrini yok!…

Yoğurt PAZARI

MERSİN merkez noktasında “Yoğurt Pazarı” ile ünlüdür. Mersin’e dışarıdan gelenler, bu alanı çabuk öğrenir ve done noktası olarak görür. Taş binalar ve kırmızı tuğlalı dam kısımlar Mersin’in 1852 yılında ki  mimari tarzını kadar uzanır.  Bugün tadilat yapılan yerlerde Yoğurt Pazarı’nın geçmişi ile doğru orantılıdır. 1912’li yıldan sonra “Yoğurt Pazarı” daha aktif duruma geldi. Dağ köylerinden buraya “kağnılar” ile gelindiği gibi “deve” üzerine yüklenen “mahfeler” ile gelindiği tarih sayfalarında yer alır. Mersin’in köy olduğu günlerde dahi “Yoğurt Pazarı” vardı. Burayı devrin varlıklı ailelerinden “Hacı Yakup Ağa” kendine ait olan arsayı bağışladığı söylenir. Hacı Yakup Ağa, zamanın Mersin Kaymakamlığı ve Belediye Reisliği yapan, Müdafaayı Hukuk Cemiyeti Başkanı “Hacı Arif” olarak anılan “Ömer Lütfi Kutay’ın babasıdır….YOĞURT Pazarı’nda Köylüler, Yörükler el dokuması, kıl aba, yün, kilim, savan,testi, çömlek, peynir ve ev ürünleri… satılırdı. O yıllarda halkın ekonomik sıkıntısı ve maddi gücü olmadığı için buraya değişik yerlerden gelen satıcılar mallarını “trampa” ettikleri, yani “değiş, tokuş” yaptıkları da görülürdü. Yoğurt Pazarı Mersin’in sembolüdür….

Okaner OTOBÜSLERİ

MERSİN Şehir İçi Ulaşımı “Belediye Teşkilatı’ndan” önce, özel taşımacılık adına “Okaner Firması” üstlendiği görülür. Otobüsler önden burunlu olur, kolçakla çalışırdı. Bu 1965’lere kadar sürdü. “Yoğurt Pazarı” meydanından hareket ederdi. Otobüsler Mersin’in batı yönünde “Akdeniz Plajı” ve “Tulumba Durağına,” Mersin’in doğu yönünde, “TCDD Gar’ına,” Kuzey istikamet de ise “Hastaneler” ve “Osmaniye Mahallesi’ne” kadar çalışırdı. Otobüslerin üst bölümüne bazen müşterilerin taşınabilir yükü, mevcut merdiven ile çıkılarak bagaj şeklinde konurdu. Otobüs yolcu ücretleri öğrenci ve asker 10 kuruş. Siviller 25 kuruştu. Otobüs biletçileri ile şoförler özel, haki renk içeren kıyafet giyer, başlarında logolu kasket olurdu. Biletçinin kestiği biletler ayrı renkti.  Ayrıca firmanın “kontrol” adı verilen personeli de vardı. Şehir içi ulaşımının özel otobüs ve şirketin sahibi  “İsmet Okaner”  unvanlı bir aileye aitti….

Kalaycı geldi HANIM…

MERSİN ve yöresinde özellikle hafta sonlarında seyyar kalaycılar, köşe başlarında ve kaldırım üzerine  monte ettikleri körük ve diğer aparatlar sonrası,  çevreye yüksek sesle; 

– Kalaycııı.. Kalaycı  geldi hanım…. Kalaycıııııı… diye bağırırlar. Balkonlardan, seslenen ev hanımları anne veya büyük annelerinden kendilerine anı olarak kalan; tas, tencere, sehen, bodiç, çezve benzeri bakır  nesnelerin dış ve iç yüzü ince kum ile oğuşturmanın ardından; hammaddesi, bakır korozyonu madeni olan kalay (Atom numarası 50 olan element) nişadır, pamuk yardımı ile körük çekilerek, yüksek ateşte kalay ergitilir. Isıtılan bakırın kalaylanma işlemi başlar. Gümüşümsü renk alınca (!) soğuk bir su haznesinin içerisine batırılır. Kalaylama biter. Kalaycı yeni bir müşteri bulabilme adına;– Kalaycıııı. Kalaycı geldi hanım……Kalaycıııı diye bağırmaya devam eder!…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir