Eylül 17, 2021

Mersin'in Gazetesi

3 Ocak Mersin

Baha Sadık Akıner’in Kaleminden “Didem Mamak”

4 min read

Gün, Didem MADAK…

Bugün bir Şair öldü!…

Bugün;

Türkiye’nin en çok çiçek, anne, evlat 

ve kardeş Sevgi’si kokan Şair’i öldü dostlar…

“Çiçekli şiirler yazmak istiyorum bayım!…” diyen…

Kısacık ömrüne sığdırdığı, 

Acıklı sözlerin kraliçesi:

“Acıklı sözler kraliçesiyim ben!…

Yağmur, bir daktilo kız kadar hızlı.

Hızlı, daha hızlı.

Fazla vaktim kalmadı!.

Artık ifadem alınmalı…

Asaletim de sizin olsun baylar, rezaletim de!.

Beni bir sütyen lastiğiyle asın…”

Acı dolu Şiir’lerin Şair’i öldü bugün:

“Sonra gittin!…

Çocuk oldum bir daha, ağladım.

Kaç şiir, kaç kere sular altında kaldı.

Kitaplar, aşk, her şey.

Her şeyi son bir kere daha kurtaramazdım…

Keşke nane şekeri gibi,

Mentollü bir buluttan doğaydım…

Keşke,

Dünya toz şekeri ile kaplı olsaydı!…

Çocuk oldum sonra ağladım, 

Yağmur bile beni ayıpladı…

Söz dedim, söz verdim.

Ruhumu gömdüğüm yer halâ belli.

Güneşi özledim, sonra Sen’i…

Keşke,

Gölgesine razı bir fesleğen olaydım…”

*****

“On dört yaşındaydı ruhum bayım,

Bir mermer masanın soğukluğunda yaşlandı…

Protez bacaklar taktılar ruhuma ince ve beyaz,

Gıcırdaya gıcırdaya dolaştım şehri…” diyerek,

38 yaşında kaybettiği annesi Fisun’u yazan…

Acıyla yoğrulmuş dizelerin Şair’i…

Annesini kaybettiği yıl doğan kızına,

Annesinin ismini verdi…

Büyükannesi göremedi Füsun’u…

O da doyamadı… 

Füsun 3 yaşındayken bu hayata veda etti.

Bundan tam 10 yıl önce,

23 Temmuz 2011’de…

Bundan tam 10 yıl önce;

Hayatın acı gerçeklerini, 

Yüzümüze yüzümüze vuran Şair’i öldü dostlar..

*****.

“Ay Işıl’a Sığışmıştı” adlı Şiir’inde:

Işıl çocuktu o zaman, ben de öyle.

Mevsim kesin yazdı, karpuzdan feneriyle…

Hani her çocuğu başka bir çocuğa,

Yaklaştıran bir şarkı vardır ya:

Kıyıya yanaşan bir gemi gibi.

O akşam ay Işıl’a sığışmıştı; 

Işıl, çocukluğuna…

Çocukluğumuz mor bir zambağa…

Hani her çocuk zaman zaman,

Kendini mor bir zambağın içinde düşler ya!..

Hani o iki çocuk birbirine gülümser sonra.

Zambağın içine bir çiy tanesi düşer.

Koşuşan iki ateş gibi konuşmuştuk…

İki küçük geveze gece sineğiydik.

Düşlerimiz el ele tutuşmuştu.

El ele tutuşmuş iki kelebek gibi…

Gidecektik, kaçacaktık buralardan.

Uzak ülkeler düşlemiştik.

Büyük gemiler yüzmüştü ruhumuzda…

Ben Işıl’ın yelkenini üflememiştim.

Bensiz uzaklara gitmesin diye…

Pirinç taneleri savurmuştuk havaya,

Grapon kâğıtları, konfetiler…

Fener alayı geçmişti gözlerimden.

Işıl sevinçle alkışlamıştı.

Bir daha hiç ay Işıl’a sığışmamıştı…

O akşamki gibi, 

O akşamki kadar büyük,

Siyah saçlı bir mucizeydi sanki ay…

Ateşe atmıştık biz onu.

İnce ve beyaz bir kemik gibi…

Susmuştuk; 

Peygamberler inmişti hayatımıza,

Donuk fotoğraflar, yalanlar, kitaplar…

Susmuştuk; 

Bir baykuş,

Kapı aralığına sıkışmış bir ruh gibi bağırmıştı…

Susmuştuk;

Bir daha hiç ay Işıl’a sığışmamıştı…

Ayın yerinde kara bir delik kalmıştı…” diyerek;

Kardeşine duyduğu sevgiyi,

İçindeki bitmek bilmeyen aforizmalarıyla,

Sıcacık yaşanmışlıklarıyla anlatan dizelerin Şair’i…

*****

Işıl Madak Kaya’nın ablası…

Tüm Şiir yüreklilerin kıymetlisi…

Tireli hemşehrim…

Dedim ya;

Türkiye’nin en çok çiçek, anne, evlat 

ve kardeş sevgisi kokan Şair’i,

Bugün öldü dostlar…

*****

“Müsveddeler” şiirinde:

“Lokum getirmişti ve kitap,

Ben ruhunu getirsin istemiştim oysa…”

Dedikçe acıtan,

Acıdıkça yazan,

Didem Madak öldü bugün…

Şiir’leri bir güvercin gibi havalandı da, 

Gökten üzerimize yağdı…

*****

“Anlatarak bitiriyorum hayatımı,

Bilmiyorum başka nasıl bitirilir bir hayat…

Bir çiçek çizdim bu akşam avucuma,

İsmini ‘her şey’ koydum…

Simli ojeler sürdüm yalnızlıktan sıkıldığımdan;

Müsveddesi gibi şimdi tırnaklarım, 

Yıldızlı bir gecenin…”

Kim bilir daha neler anlatacaktı ya, 

Dar vakitlere sığdırdı onca Şiir’ini… 

Kedilerden, 

Muhabbet kuşlarından, 

Çikolatadan, 

Pulbiber Mahallesi’nden, 

Ahlat ağacından yana boldu lafları oysa… 

*****

Bir hastalık geldi, bırakmadı yakasını. 

Kolon kanserinden öldü Didem Madak…

Tam 10 yıldır aramızda değil;

Yitik bir zamanda,

Başka bir diyarda belki…

Belki bizi bekliyor,

Tüm Şiir yüreklileri…

*****

3 yaşında bir kız annesiyken 

ve 41 yaşındayken henüz;

23 Temmuz 2011’de,

İstanbul’da ayrıldı aramızdan…

“Ölüm, çok iri bir sözcük değil bayım…” diyerek…

Ruhun şad olsun Didem Madak…

Işıklar içinde uyu hemşehrim,

Işıklar içinde, huzurla uyu…

Anısına 

ve muhteşem üretimlerine saygıyla..

1 thought on “Baha Sadık Akıner’in Kaleminden “Didem Mamak”

  1. Sen nurlarda uyu DİDEM MADAK,seni saygı ve sevgiyle anıyoruz ,Değerli hemserin Sadık Baha Akiner’e de binlerce teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir